Yaşasın 1 Mayıs! Özelleştirmeye Direnen Emekçiler Üretimin Kalelerine Sahip Çıkıyor…

Bütün Dünyadaki emekçiler gibi, Türkiye’nin emekçileri de yine 1 Mayıs’ta alanlarda.

Türkiye’nin emekçileri, Dünyadaki bütün emekçilerden daha zorlu, zorlu olduğu kadar da onurlu bir mücadele veriyor. Emekçilerimiz sadece emeklerinin karşılığını alma, iş güvencesi, iş güvenliği, daha sağlıklı işyerleri, çocuk ve kadın emeğinin sömürülmesine karşı mücadele etmiyor. Türkiye emekçileri yitirdikleri sendikal haklarını ve sendikalarını yeniden kazanmak için mücadele ediyor. Daha önemlisi ülkenin üretim kaleleri olan işyerlerini korumak, üretim yapmak için mücadele ediyor.

Türkiye’nin emekçileri bütün sorunlarının kaynağı olan emperyalizme karşı ülkelerinin bağımsızlığını korumak için mücadele ediyor. Kendisinin ve bütün halkın demokratik hakları için mücadele ediyor. Geleceğe güvenle bakmak, insanca yaşamak için mücadele ediyor.

Bugün ülkemizin pek çok kentinde işçiler, memurlar, emekçiler, emekliler emeğin bayramı 1 Mayıs’ı kutlamak için alanlara çıktı. Atatürkçü Düşünce Derneği de Birleşik Kamu-İş ve diğer kardeş kuruluşlarla birlikte Cumhuriyet devriminin üretim kalelerinden ilki olan Uşak Şeker Fabrikasının kentinde özelleştirmeye “dur” demek için alanlardayız.

Uşak kenti hem Ulusal Kurtuluş Savaşımızda işgalin acılarını yaşamış, hem de kurtuluştan sonra başlayan ekonomik kurtuluş savaşının işaret fişeğini yakmıştır. 17 Şubat 1923 tarihinde toplanan İzmir İktisat Kongresinde verilen mesajı alan Uşaklı helva ustası Nuri Şeker halka önderlik etmiş, halktan toplanan yumurtalarla biriken sermeye ile Türkiye’nin ilk şeker fabrikasını dişiyle tırnağı ile yaratmıştır.

15 yılı aşkın süredir Cumhuriyetin bütün kazanımlarını yok etmek için saldırıya geçen AKP iktidarı, şimdi Cumhuriyetin ilk kazanımları olan şeker fabrikalarımıza özelleştireme adı altında saldırmaktadır. İşte bugün Cumhuriyetin ilk üretim kalesinin inşa edildiği yerde o kaleyi savunmak için Uşak’ta, Uşak halkı ile birlikteyiz. Uşak Şeker Fabrikasının idam fermanının henüz verilmemiş olması verilmeyeceği anlamına gelmiyor. Bu güne kadar yapılan özelleştirme saldırılarında özelleştirilen tesislerin çalışanlarına topyekun bir destek verilmedi. Ancak bu sefer durum farklı. Şeker fabrikalarının satışına karşı tepki çığ gibi büyüyor. İşte bizler de bugün bu nedenle Uşak’tayız. Şeker fabrikaları sadece şeker fabrikası değildir. Köylünün, besicinin, nakliyecinin geçim kaynağıdır. Cumhuriyetin kurduğu fabrikalar bulundukları şehirlerde sosyal hayatın da dinamosudur. Okuldur, sendikadır, kreştir, sinemadır, tiyatrodur, spordur, öğrenciye burstur, sağlık ocağıdır, yapı ve tüketim kooperatiflerinin öncüsüdür. Bulundukları kentlerin hayat damarlarıdır.

Cumhuriyetimizin kaleleri şeker fabrikalarını sattırmayacağız. Şeklen satsanız bile geri alacağız. Unutmayın, Türkiye Cumhuriyeti “özelleştirme” kavramını tanımadan yıllar önce kamulaştırmayı öğrendi.

Değerli emekçiler…

Ülkemizin kalkınmasına omuz verenler her geçen gün daha güç koşullar altında iş ve aş mücadelesi veriyor. Her gün daha iyi koşullarla daha iyi üreterek insanca yaşamak yerine daha kötü koşullarda daha çok ezilerek, üstelik işyerlerini koruma mücadelesi veriyor. Bu mücadelesini vermek için örgütlendiği sendikalarını da korumak için başka bir mücadele veriyor. İşçi sendikalarının en ağır darbeyi yediği 12 Eylül faşist darbesi öncesi ülke nüfusu yaklaşık 42 milyon, işçi sayısı 5,5 milyon iken, sendikalı işçi sayısı 3 milyonu aşkın olduğu biliniyor. Günümüzde 80 milyonu aşan nüfusumuzun 13,5 milyon olan işçilerinin sadece 1,5 milyonu sendikalı. Bir buçuk milyon sendikalı işçinin yarım milyondan fazlası ise siyasal iktidarın sözünden çıkmayan sendikaya üye. Sendikacılığı yok eden taşeron sistemi altında ezilen işçilerimizin ise sendikalarda örgütlenmesi olanaksız kılınmış.

Sendikacılığı yok eden ve en ağır sömürü altında çalışan taşeron işçiler her seçim döneminde kadro vaatleri ile kandırılıyor. Son genel seçimlerde taşeron işçileri, kadroya alma sözünün üzerinden neredeyse 3 yıl geçmesine rağmen henüz bir arpa boyu yol alınmadı. Taşeron işçilere kadroya geçmesi sırasında imzalatılan sözleşme insan haklarına da aykırı. Taşeron işçileri birikmiş tüm haklarından ve dava haklarından vazgeçmeleri halinde kadroya alınıyor. Henüz sendikalı olamadıkları için de haklarını savunabilecekleri örgütleri yok.

12 Eylül sonrası gelişen memur sendikacılığı da ağırlıklı olarak iktidar destekçisi sendikanın insafına terk edilmiş durumda. Emeklilerimiz de öyle…

Tarım alanında çalışan mevsimlik işçiler tamamen örgütsüz ve sigortasız. Kamyon ve traktörlere balık istifi yüklenen işçilerin onlarcası her yıl trafik kazalarına kurban ediliyor. Kadın ve çocuk emeğinin hesabını soran yok. Mevsimlik işçilerin sorunları her yıl gündeme gelmesine karşılık çözülmeden gelecek yıllara devrediyor.

İş cinayetlerinde kaybettiğimiz işçi sayısı her geçen yıl artarken önlemler daha da azalıyor. Soma’da ve Ermenek’te kaybettiğimiz maden işçilerimizle ilgili davalar sürüncemede kalırken Elbistan’da yandaş firmanın kömür ocağında göçük altında kalan 11 işçimizden 9’u 7 yıldır toprak altından çıkarılamadığı gibi aranmasından da vazgeçildi.

Değerli emekçiler…

Çalışanlarımızın her geçen yıl artan sorunlarının başlıca sorumlusu emperyalizmin dayattığı özelleştirme ve üretimsizleştirme politikaları ile bunu uygulayan siyasi iktidardır. Özelleştirme, işsizlik, örgütsüzlük, sendikasızlık, sigortasızlık, sağlıksız işyerlerinde, güvensiz, güvencesiz çalışma, kadın ve çocuk emeğinin daha fazla sömürülmesi demektir. Özelleştirme emekçi halkın bir kat daha fazla sömürüsüdür. Özelleştirme milyonlarca işsiz gencimizin iş umutlarının yok olması geleceğin karartılması demektir.

Türk ulusu emekçisiyle, emeklisiyle, işsiziyle birlikte yeniden Cumhuriyetin insanı kucaklayan değerlerine sahip çıkacak, yeniden büyük atılımını gerçekleştirecektir. 24 Haziran’da yapılacak baskın seçimi fırsata dönüştürmeli gazi meclisimizi yeniden kazanmalıyız. Cumhuriyetimizi yeniden kuruluş ayarlarına döndüreceğimize inanıyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs…

Yaşasın tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti…

Atatürkçü Düşünce Derneği

Orhangazi Şubesi

Yönetim Kurulu Adına

Başkan

İsmail Saidoğlu

Herhangi bir yorum yazılmamış : “Yaşasın 1 Mayıs! Özelleştirmeye Direnen Emekçiler Üretimin Kalelerine Sahip Çıkıyor…”

Bu Konuda Bir Yorum Yazabilirsiniz

Your email address will not be published. Required fields are marked *


*